7/12/2008 ·


BİR BAŞKADIR YAYLALARIMIZ ...ORALARDA GÖKYÜZÜYLE SOHBET EDİLİR

SULTAN MURAT ŞEHİTLERİ
Sultan Murat Çaykara İlçemizin en güzel yayla
larından olup tarihi bir öneme haizdir. 4. Sultan Murat Han İran üzerinden 15.9.1635 de İran tebrizden dönüşünde Trabzon'a inerken Cuma Namazını bu yaylada kıldırmış olmasından dolayı, Sultan Murat yaylası adını bu komutandan almışdır. Sultan Murat Yaylasına 1,5 kilometre mesafede Şehitler Tepesi adıyla bir şehitlik bulunmaktadır. Şehitlikte 1916 yılında, Rus işgal kuvvetleriyle yapılan muharebe neticesinde şehit düşmüş olan 1 subay, 1 astsubay ve 70 erin mezarları bulunmaktadır. Aziz şehitlerimizi anmak maksadıyla her yıl 23 Haziran'da şehitleri anma töreni yapılmaktadır. Şehitlerimizi birkez daha minnetle ve şükranla anıyoruz. Ruhları şad olsun Allah mekanlarını cennet eylesin.
Bastığın yerleri "toprak!" diyerek geçme, tanı:
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.
Sultan Murat Yaylasının Tarihçesine şöyle kısaca bir bakarsak;
1. Dünya Savaşı sırasında Rus Ordusunun Dogu Anadoluyu işgal etme girişimi çerçevesinde deniz gücünün kuvvetli olmasının da etkisiyle karadeniz sahillerine çıkartma yapan Rus Orduları Çoruh Vadisinden İspir'in batısına kadar ilerlemiş olan kara ordularına destek sağlamak amacıyla iç bölgelere doğru bir hareket başlattı Baltacı Deresini geçip Sürmene istikametine doğru ilerleyen Ruslar, Solaklı Deresine ulaştıklarında iki taburlarını Çaykara istikametine sevk ettiler ve Çaykarayı işgal ettiler. Rusların bu hareketini önlemek isteyen Bayburttaki Türk Karargahı tarafından bölgedeki stratejik mevki olan Soğanlı geçitini kontrol etmek için bölgeye milis kuvvetleri gönderildi.Ancak Rus ordusunun şiddetli saldırıları karşısında burada tutunamamışlardı .Bunun üzerine Bayburttaki Türk Karargahı tarafından Soğanlıdaki milis kuvvetlerini desteklemek amacıyla 29 Martta Limonsuyu hanlarına bir jandarma müfrezesi gönderildi.
20 Nisan da ileri harekata başlayan Rus ordusu, Limonsuyu mevkiiinde mevzilenmiş bulunan Türk Milisleri tarafından geri püskürtüldü. Uzungöl vadisinden Demirkapıya ilerleyerek Ballıköy'deki birlikleriyle buluşmak isteyen takviye edilmiş Rus kuvvetleri 3 Mayıs tarihinde Türk birliklerince düzenlenen taarruz sonucuna yeniden geri püskürtürdüler mevcut gücleriyle bölgede üstünlük kuramayacaklarını anlayan Rus ordusu, Değirmendere'de bulunan 2 tümenini bölgeye sevk etti.Bu kuvvetlerin bölgeye ulaşmasıyla 20-25 Mayısta 2 kez taarruzda bulunan Ruslar, Türk milisleri tarafından geri püskürtülmüşsede sayı ve silahca çok üstün olan düşman kuvvetleri 30 mayısta düzenledikleri yeni bir saldırıda bölgeyi ele gecirdiler.
Madur ve Polut tepelerinden Bayburt bölgesine bir taarruz planlayarak Türk kuvvetlerini arkadan sarmayı düşünen Rus ordusunun karşısında; Çarşıbaşı-Karadağ hattında sahil müfrezemiz, Harus Dağlarının kuzeyinde 18. Tümen, Limonsuyu Hanları-Soğanlı ve Haldizen bölgesinde jandarma ile takviye edilmiş milis kuvvetlerimiz mevcuttu. Nihayet gerekli hazırlıklardan sonra 8 haziranda Sultan Murat ve Limonsuyuna doğru taarruza gecen Rus ordusu, Türkler tarafından geri püskürtüldü.
3.Bölge komutanı Fevzi Paşa Gümüşhanede bulunan 3.Ordu komutanı Vehip Paşa ile birlikte bir plan yaparak düzenlecek bir karşı harekatla rusları bulundukları bölgeden atmak istiyorlardı. Çarşıbaşından Haldizene kadar olan savunma hattında Türklerin 14.000, Rusların ise 25.000 kişilik kuvveti mevcuttu.Genel harekattan önce yapılan kısmı taarruzlarla 5 Obanın kuzeyinden taarruz eden Türk kuvvetleri buradaki Rus birliklerine ağır zayiat versirerek 17 Haziran da Karadereye ulaşarak Polut-Madur bölgesine taarruz edecek birliklerimizin yan emliyetini sağlamıştı.15 haziranda demir kapıdaki rus birliklerine saldıran türk birlikleri,bu bölgeyide ele gecirdikten sonra soğanlı geçiti ile gakart sırtlarına ilerleyerek 92 şehit vermekle birlikte Ruslara ağır zaiat verdirerek bölgeyi ele gecirdiler.
Bu sırada Sürmene Of istikametindeki harekatı yönetecek olan Fevzi Paşa, karargahını Akkoyun yaylasına 3.Ordu komutanı Vehip Paşa da karargahını Aydıntepeye naklederek genel taarruz için hazırlıklara başladı nitekim 21-22 Haziranda Fevzi Paşa taarruz emrisni verdi Sultanmurat istikametinde yapılan bakınlarda Türk kuvvetleri önemli sayıda şehit verdiler ancak Rus ordusunun cok sayıda asker zaiatı oldu ve 1.000 den fazla askeri de esir alındı. 23 haziranda da sürdürülen taarruzlardan da çok sayıda Rus askeri öldürüldü ve Polut dağının kuzey sırtları ele geçirildi.
23 haziran 1916 günü şehitler tepesi civarında şehit düşmüş askerlerimiz tepenin güneyine bakan zirvesine defnedildi. Burada cereyan eden şiddetli muharebede şehit düşen 4.Alay 4.Tabur Komutanı Yüzbaşı Seyfettin Bey, 4.Alay 4.Tabur 3.Bölükten Başgedikli Sururi ve 70 er toplu olarak defnedilmiştir.
Sultanmurat şehitler tepesindeki şehitlik 5. Cumhurbaşkanımız Cevdet Sunay'ın Genel Kurmay Başkanı olmasından sonra 1963 yılında Milli Savunma Bakanlığı tarafından tescil edilmiştir. İlk defa 1963 yılında 3. Ordu Komutanı Orgeneral Refik Tulga'nın iştirakiyle askeri tören düzenlenmeye başlanmış ve 23 temmuz 1966 tarihinde 3. Ordu tarafından şehitliğe 1 abide dikilmiştir. O tarihten bu yana her yıl 23 haziran tarihinde anma törenleri yapılmaktadır.
Yararlanılan Kaynak:http://www.vizaratv.com(Ataköy.biz.)

BİR BAŞKADIR BENİM MEMLEKETİM
Trabzon'un Çaykara ilçesine bağlı Ataköy Beldesi Sultanmurat Yaylası'ndayız. Uzun zamandır doğa ile baş başa kalmadıysanız. Ataköy Beldesi'ne buyurun, önce okuyun sonra da plan yapmaya başlayın.
Karadeniz...
Cennet Karadeniz, her rengi bir başka güzel, her türküsü bir başka gazel...
Karadeniz...
Eli kalem tutan herkesi şair, feyz almayı bilen herkesi cennetlik yapan Karadeniz.
Ve tadına doyulmaz yaylalarım...
Onulmaz hastaların dermanı, sonsuz aşkların fermanı.
'Benim ilacım yayla'ların isyan kokan seslerinin kaynağı...
Gecesi-gündüzü, yağmuru-güneşi her hali bir başka Karadeniz...
YAYLA SABAHINI BİLİR MİSİNİZ?
Güneş girer, ahşap evin tahtalarının arasından. Sadece bu bile yayla sabahına aşık olmak için yeterli sebeptir ya; daha onlarca güzellik vardır. Mesela zillerin sesinin insana nasıl huzur verdiğini bilir misiniz?
Hangi sanatçı bestelemiş daha güzelini. Hangi müzik aletinde bulursunuz bu melodiyi.
Öyle dinç kalkarsınız ki yataktan, 3 saat uyusanız bile bu 30 saate bedeldir. Kalktığınızda ilk işiniz balkona çıkıp, yayla havasını almak olmalıdır. Evin önünde üstü-başı çamur içinde, elinde ekmek, yaylanın tadını çıkarmaya çalışan yayla Çocukları. Gözlerde bir pırıltı ki sormayın!
Kıpkırmızı yanaklar, masmavi gözler insanı büyülüyor. Ve inanılmaz bir yaşam sevinci.
YOLCULUK VAKTİDİR ŞİMDİ,
Daha kahvaltıyı yapmadan doğayla beslenmek gerekir. Kaçmak lazımdır ormanın içlerine, ırmakların sesini dinlemek de gerekir. Kuşlarla sohbet etmek, şehirden kopmak zamanıdır.
Ama bir kara lastik gerekir her şeyin tam olması için.
Üzülmeyin ninenizin mutlaka size verecek bir kara lastiği vardır.
Kimin kapısını çalsanız, hazırdır size istediğiniz gereçleri vermeye.
Sakın, utangaç davranmayın ha; yayla insanları sizin bildiğiniz insanlara benzemez.
Rol yapmaz bu insanlar, her hareketleri içten ve samimidir.
Bazen kabalık olarak bile görebilirsiniz bu içtenliği ve Budala romanı bile gelebilir aklınıza. Ama dalkavukluktan değil içtenlikten gelir samimiyeti bu insanların.
Kapıyı çaldınız ya gurbetten gelen oğlusunuzdur artık; çay içmeden kaymak yemeden ayrılırsanız en büyük kabalık olur bu.
YELKEN AÇIN,
Küçücük akarsuların içindeki kurbağalar ve yengeçler sizi beklemektedir ya da uzanmalısınız çimlerin üzerine çamların kozalakları arasında sevişen kuşları izlemelisiniz.
O dakika yeni bir yaşama yelken açacaksınız. Bulutlar da gözünüze çarparsa anlayın ki sizin üzerinde uzandığınız bulutlardır bunlar.
Aman ha, aklınıza mukayyet olun, bu güzellikler insanı delirtecek kadar, sarhoş eder.
Orhan Veli'nin İstanbul'u, Halikarnas Balıkçısı'nın Bodrum'u, hiç kalır bu güzellikler yanında Bedri Rahmi'yi dinlemek gerek.
Ormanların içinde kaybolmamışsanız, her çiçekten bal almaya çalışırken, bir başka memlekete göçmemişseniz eğer, şimdi gitmek zamanıdır ninenizin kaymağından, balından, minzisinden yemek için.
Taş üstünde veya saç üstünde yapılmış mısır ekmeği yoksa bile mutlaka sobada pişmiş ekmek bulunur. Bandırın kaymağa...
HAYAL ETMEYE BAŞLAYIN,
Hayalleriniz doğanın gerçekleriyle yarışamayacak ve güdük kalacaktır emin olun.
Atın kendinizi doğanın emrine. Kuşlar, böcekler, çiçekler nereye derse oraya gidin.
Kuşkusuz doğadan daha iyi kılavuz bulamazsınız doğal güzellikler için.
'Hani kuşlar ağaçlar, binbir renkli çiçekler' şarkısını haykırın kuşlarla yarışırcasına.
Güneşi göremeyeceğiniz ormanların içine dalın.
Yosunların üzerinde oturup bir nefes alın, çiçek yapraklarında biriken yağmur damlalarını içmekten imtina etmeyin.
Eğer şanslıysanız, geyikler, gelincikler de eşlik eder size bu 'hayata' yaptığınız gezide.
Selam verin, hepsiyle konuşun ihmal etmeyin onları.
SELAM VERİN,
Yol kenarında ineklerini otlatan asil çobana selam verin. Görebileceğiniz en asil insanlardan biridir emin olun.
Hiçbir çıkar kavgasına dahil olmamıştır, hiçbir ayak oyununu bilmez, kimsenin ayağını kaydırmak için uğraşmamıştır 70 yıllık ömrü boyunca. Aç kalmış açıkta kalmıştır belki ama, paranın, paralıların esiri olmamıştır. Bu yüzden gözlerinde nur eksik olmamıştır. Bu yüzden bu yayla insanları hep ayakta ölmektedir.
100 yaşına da gelse ayaktadır bu insanlar. Hep bu yüzdendir. Asaletten gelir.
Çünkü bu insanlar, nokta kadar menfaat için virgül gibi eğilmezler ve, diz üstü yaşamaktansa ayakta ölmeyi tercih ederler.
Selam verin bu asil insanlara...
YAPAY GÜZELLİKLER
VEDALAŞIN ARTIK,
Gitmek istemezsiniz biliyorum. Kopamazsınız buralardan. İnsanın ölesi gelir böyle güzellikler arasında.
Ama hayat da bir sorumluluk yüklemiştir size, Belki anne, belki babasınızdır. Ya da öğrenci. Ve dönmek zorundasınızdır size dayatılan hayata.
Ama üzülmeyin. Daha buralara 50 yıl daha gelmeyecek 'teknoloji denen canavar'.
Ve siz 50 yıl daha her istediğinizde gerçek yaşamla tanışabileceksiniz.
Arada bir de olsa hayatın tadını çıkabileceksiniz.
İbrahim HACİABDULLAHOĞLU
Şehitler Tepesi
Sultan Murat yaylasına 1,5 kilometre mesafede bulunan Şehitler Tepesinde bir şehitlik bulunmaktadır. Şehitlikte 1916 yılında, Rus işgal kuvvetleriyle yapılan muharebe neticesinde şehit düşmüş olan 1 subay, 1 astsubay ve 70 erin mezarları bulunmaktadır. Aziz şehitlerimizi anmak maksadıyla her yıl 23 Haziran'da şehitleri anma töreni yapılmaktadır.

Yayla Ortası Şenlikleri
Doğu Karadeniz yaylalarında geleneksel olarak düzenlenen yayla ortası şenliklerinin bir örneği de Sultan Murat yaylasında, Çürük Ortası adıyla her yıl 20 Ağustos'ta düzenlenmekte olup şenliklere binlerce kişi katılmaktadır.

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx
(foto:Ali Türkmen)
Yorum (yok) Yorum yaz!